Bugün Annem, Ekin ve ben ziyaretine geldik. Aylardır bu ilk karşılaşmamız. Kimsesiz bir gelincik çiçeği senin gölgene sığınmış. Bu renk gelincik çiçeğini ilk kez görüyorum. Niye takıldım çiçek konusuna bilmiyorum..? Ekin toprağına su verdi. Toprak kana kana içti suyu. Annem bolca dökün suyu karıncalar da sebeplensin dedi. Ne zordur bir anne için :( ardından senin için dua ettik ve ben usulca fısıldayarak seni çok özledim dedim. Yaşlar yüreğimden taşıp gözlerimden süzüldü. Ama seni üzmek de istemedim. Bu yüzden kendimi tutup ağlama faslını uzatmadım. Biliyorum çünkü sen de gitmeyi hiç istemedin. Ah canım kardeşim, Uğur böceğim 🐞Sen gideli yedi buçuk ay oldu ve ben sensizliğe bu zamansız gidişe henüz alışamadım. Adım attığım her yerde, ruhumda, yüzümde, yüreğimde senin izin var. Sen hep benimlesin, vuslata dek hasretimsin.
Kardeşim bana hep Sarı Polyanna derdi. Hiç kimse bana 43 yıllık ömrümde onun gibi 'sarı' demedi :( hastaneye ilk yattığımız andan itibaren blog açmayı hep istemiştik ama öyle bir savaşın içinde bulmuştuk ki kendimizi. O benim tanıdığım en kahraman savaşçıydı. Bu blog kardeşimin anısına. Sarı Polyanna onu ve yüzüne emanet bıraktığı son nefesini, son nefesine kadar hep ruhunda taşıyacak. Nefesin nefesim oldu UĞUR BÖCEĞİM !