Hematoloji de ağırdır günler her güne bir acı düşer. Aynı savaşı verdiğiniz kader arkadaşlarınızın an be an şahit olursunuz gidişine. Ve her gidenin ardından derin bir sessizlik çöker ve kimse bir daha açmaz o konuyu sanki hiç yaşanmamış gibi.. Hastanede yanımızda yatan Bilge teyze hayatını kaybettiği gün yaşadıklarımız her yağmur yağdığında gözlerimin önünde canlanır. Aramızda sadece bir perde vardı ve biliyorduk ardında yaşananları. Böyle durumlarda refakatçiler dışarı çıkarılırdı. Peki ya hemen yanındaki yatakta yaşam savaşı veren hastalar neler hisseder ?:( İşte böyle bir günün ardından hastane personeli Murat abimiz (hakkını ödeyemeyiz) odayı bir çırpıda temizledi. Sanki az önceki olanlar odada yaşanmamış gibi odaya bir huzur, bir ferahlık çöktü. Odanın kokusu her zamankinden farklıydı. İkimizde garip bir şekilde ilk kez nefes aldığımızı hissettik. Dışarıda sağanak yağmur başladı. Gök gürlüyor, şimşek çakıyordu.. Odanın ışıklarını söndürdük. Ben yerime uzandım. Uğur da yağmura eşl...
Kardeşim bana hep Sarı Polyanna derdi. Hiç kimse bana 43 yıllık ömrümde onun gibi 'sarı' demedi :( hastaneye ilk yattığımız andan itibaren blog açmayı hep istemiştik ama öyle bir savaşın içinde bulmuştuk ki kendimizi. O benim tanıdığım en kahraman savaşçıydı. Bu blog kardeşimin anısına. Sarı Polyanna onu ve yüzüne emanet bıraktığı son nefesini, son nefesine kadar hep ruhunda taşıyacak. Nefesin nefesim oldu UĞUR BÖCEĞİM !