Ana içeriğe atla

Güle Güle Balıkçıoğlu

Hastanede bir odanın içinde hiç tanımadığınız insanlarla yaşamak çok zordur. Hele de arada bir perde varsa ve iletişim yoksa. Düşünün bir pencere, bir buzdolabı, bir televizyon, bir mutfak tezgahı, bir tuvalet banyo, 
kaç metrekaredir ki ?
İşte biz o perdeyi hiç kapatmadık !
Gönlümüzün perdeleriyle birlikte açtık.
Çünkü o perde kapalıysa nefes alamazsınız !
Bizim sekiz buçuk ayımız hastanede geçti. Son dönemlerimizde Ertuğrul abiyleydik. En ağır epilepsi ataklarımızın olduğu gecemizin gündüze karıştığı zamanlardı. Odasına bizi verdiklerinde ilk zamanlar kesin dünyası daraldı. Şaşırdı kendi durumuna anlam vermeye çalıştı. Hissettim bunu..
Anlatırken kolay ama yaşarken zor günler onun için de bizim için de.. Ates, kan, trombosit, ilaçlar, kemoterapi, dibe vuruş, yüzeye çıkış, umut, umutsuzluk. Ne günlerimiz oldu. Sonra iyileşme ! Ya da miş gibi olma dönemleri ! 
Sevinci, üzüntüyü, çaresizliği, paylaştık.
Kendine bile küserdi bazen, susardı anlam vermeye çalışırdık, bir şey yediremezdik. Binbir nazla yalvar yakar çocuk gibiydi. Bana hep sorarlardı onunla nasıl anlaşıyorsun. Ben sadece onu olduğu gibi sevdim ve güzel yüreğini gördüm derdim. O da bizi sevdi. Balıkçıoğlu çok huysuzsun ama çok iyi bir insansın derdim ona gülerdi. Nice gidenler oldu. O da bu alemde ki yolculuğunu dün öğleden sonra bitirmiş.
Onu en sevdiklerinden ve özlem duyduklarından biriyle uğurlamak isterim yeğenlerini çok severdi hep onlardan bahsederdi. Onları anlatırken gözlerinin içi gülerdi. Hasret ve acılar sona erdi. Dünya sürgünü sona erdi. Dedim ya huysuz ama güzel bir insandı. Onu güzel hatırlayacağım.
GÜLE GÜLE BALIKÇIOĞLU !

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Once upon time...

Once upon time.... 😢 Her şey normalmiş gibi davranıp hastane odasında defile yapan bir abla vardı. Çılgın gülüşlerimiz ve umutsuzluk içindeyken bile bitmeyen bir umudumuz. Şimdi o günleri özlüyorum. Çünkü her şeye rağmen bizimleydin  😢 #canımkardeşim   #uğurböceğim 🐞   #hasret

RÜYA

Dün odada duran ve içinde bu dünyadaki tek mal varlıklarının olduğu valizine bakınca ruhum ve tüm bedenim sarsıldı. Senden sonra o sarsıntıyı hissetmediğim bir saniye yok ya neyse.. Oturdum derin bir nefes aldım gözyaşlarına hakim olamadım sessizce kalakaldım. Gözlerimi kapatıp seni çok özledim dedim çaresizce. Ve sen bu gece geldin zayıf, solgun, yorgun, ağır adımlarla yürüyordun. Havaalanıydı galiba biz seni karşılamışız. Sen banka oturdun ben yürüyen merdivenle çıkıp yanına koştum. Sarıldım sana incitmekten korkarak kendimi sıkarak ve kokunu içime çektim. Sonra eve gelmişiz mutfakta bir şeyler hazırladığımızı hatırlıyorum :( Ardından minibüste Muğla'da buldum kendimi. Anladım mesajını sen de beni özledin. Hasret hangi dilde hangi cümlelere sığar ki ? Acı üç harfli ama kâinatı saracak kadar uzun bir kelime ! #canımkardeşim #hasretim #uğurböceğim🐞

Giden için mi üzülmeli, kalan için mi ?

Dün tüm gün düşündüm  :(  kalan her daim gidenin eksikliğini hissediyor. Kalan hep eksik. Kalan gidenin gittiğini biliyor. Giden biliyor muydu gittiğini ? Gitmek istemiş midir ? Her gidiş erken midir ? Yoksa gerçekten gelmiş midir zamanı gitmenin ? Kötülerin cehenneme çevirdiği bu dünyadan giden kurtulmuş mudur ? Çıkamadım işin içinden. Ve rüyama uzun bir aradan sonra sen geldin. Usulca kendinden emin adımlarla sapasağlam dimdik en iyi halinle kapıdan içeri girdin. Soluksuzca i zledim yürüyüşünü ve çocukluğun bir taraftaydı(küçük kardeşinmiş) sen de 30 yaş halinle diğer tarafta. Şimdi düşünüyorum sabahtan beri  :(  bu bir işaret olsun. Galiba iyiyim demek istiyorsun. Buna inanmak istiyor kalbim. Gidene mi üzülmeli kalana mı? Yine düşündüm Gidene üzülmek kalana eziyet dedi kalbim ve sonra ekledi gidene de eziyet olur  :(  Ve ben çıkamadım yine işin içinden...